29 Haziran 2013 Cumartesi

Bir Varmış, Bir Yokmuş

Yıllar geçiyor, yaşlanıyorsun. Bazen o kadar yaşlanıyorsun ki yıllar önce biri vardı diyebiliyorsun. Bir dost vardı diyorsun, nerede olduğunu bilmeden. Bir tane dostum vardı diyorsun, ne yaptığını bilmeden. Ondan bir haber özlüyorsun. O senden bir haber yaşıyor.

Lisedeyken ben diyorsun, gelmiş geçmiş bitmiş zaman. Bir dost vardı diyorsun, yaşanılmış, çoğu unutulmuş zaman. Ne kadar iyiydik, ne çok güler eğlenirdik diyorsun, unutulmuş hatıralar arasında yalan zaman. En son ne zaman konuştuk diye düşünüyorsun, çok uzak artık zaman. Derdimi dinler, derdini anlatmazdı diyorsun, tek doğrunun var olduğu zaman. O benim dostumdu, ama ben kimdim diyorsun,işte canının yandığı zaman. Biri olmam mı gerekiyordu, o benim dostumdu, yeter diyorsun, kendini avuttuğun zaman.

Üniversitede görüşüyorduk biz onunla diyorsun, kaç kere olduğunu bilmeden. Ne oldu da ayrıldık diyorsun, sebebini gerçekten bilmeden. Büyüdük mü diyorsun, doğruluğunu bilmeden. Fazla mı sorumluluk yükledik omuzlarımıza diyorsun, artık bilmemekten sıkıldığında.

En son ne zaman kavga ettik diye soruyorsun, sadece kavga etmek için edilen kavgalardan olduğunu hatırlayıp gülerek. En son ne zaman gördüm o sinsi, hınzır, az sonra yaramazlık yapacakmış gibi bakan gözlerin içini dolduran gülümsemeyi diye soruyorsun, senin gözlerini dolduran yaşlarla. En son ne zaman duydum sesini diye soruyorsun, çığlıklar kopartarak sağır ettiğin kulaklarına.

Hatıralar bu kadar güçlü müymüş? Bir tek resim yetiyor muymuş? Bu kadar çok özleyebiliyor muymuş bir insan? Göz yaşları geri getirebilir miymiş gideni? Söylemek yeterli miymiş? Bilmemekten ilk defa nefret ediyorsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder