Size bir masal anlatmak istiyorum. Hep yapmak istemiştim. Bu masal yıkılan bir barajı, oradan gelen suyla yıkılma tehdidi altındaki köyü, o köyü nedensiz bir şekilde kurtarmak isteyen adamın çabasını anlatıyor. Umarım masalımı beğenirsiniz.
Bir varmış, bir yokmuş... Uzak mı uzak, vadinin tam ortasına kurulmuş bir köy varmış. Dağları aşarak vadiye inen nehir yağmur suları ile taşar sel olur köye büyük zararlar verirmiş. Köyün yaşlılarından biri "baraj yaparsak her sağanakta sel olmaz" demiş, "böylece hem tarlalarımızdaki mahsüller olgunlaşır, hem biz rahatça yaşarız. Her sağanaktan sonra sel olacak mı birini yutacak mı korkusunu üzerimizden atmış oluruz." Köylüler hemen kabul etmiş. 3-4 gün süren sağanaklardaki sele dayanabilecek güçlükte evler yapan mühendis, mimar çakması köylümüzün yanına gitmişler. Dertlerini anlatmışlar o da kabul etmiş. 2 yıl boyunca çalışmadan karnını doyurabileceği mahsülü vermelerini istemiş barajı yapmaya karşılık. Köylüler yaşlıya koşmuş, o da kabul edin demiş.
Mühendis, mimar köylü barajı çizmiş, tüm köy el ele verip barajı yapmaya başlamışlar. Yağmur yazın çok yağmazmış oraya. Bu nedenle yaz aylarına denk getirmişler baraja başlama işini. Yaz bitmeye yakın çimentoyu dökmüşler. Mühendis, mimar köylünün mağrifetini ilk gelen sağanakta anlamışlar. Tam 1 hafta süren yağmur... Sanki baraja karşı koymak onu yıkmak istercesine çok yağmış. Baraj dayandıkça şiddetlenmiş, ama basit insanlar gibi o da pes etmiş. 7. günün sonunda yağmayı bırakmış. Köylüler böyle bir felaketi engelleyen mühendis, mimar köylüye şükranlarını sözlerini tutarak göstermişler.
Haftada bir barajın kapaklarını açar, barajda biriken yükü azaltırmış. Köyün alt tarafından akan nehir boyunca fark edilmeden akar gidermiş su. Köylülerin çoğu unutmuş köylerinde bir nehir olduğunu. Ama mühendis, mimar köylü hiç unutmamış o nehri. Her hafta barajdaki suyu boşaltarak beslediği nehri hiç unutmamış.
Köylülerin onu bir kahraman gibi görmesi hoşuna gidiyormuş. Ama bu kadar yetenekli biri böyle 123 gelecek 3 ay içinde 124 olacak bir köyde köreldiğinin de farkındaymış. 2 sene için hiç çalışmasına gerek yokmuş ama o durmamış, çalışmaya devam etmiş. Yaptığı işler baraj kadar büyük değilmiş. Çatıdaki kiremitleri döşemek, ailesi büyüdüğü için evini büyütmek isteyenlerin yardımına koşmakmış köyde yaptığı işler. O ise köyü daha güzel bir yer haline getirmek istiyormuş. 2 yıl bittiğinde o 2 yıl içinde çalıştıklarının birikimiyle bir 3 yıl daha rahatça yaşayabilirmiş. Ama...
Barajın yapılmasının 3. senesinin ortalarında barajı da nehri de unutmuş artık. Köyden de küçük şeylerle tatmin olan köylüden de nefret etmeye başlamış. Her gece "ne yapabilirim?" diye sorduğu soru, bu köy nasıl yok olur da yerine daha güzelini yapabilirime dönüşmüş. Hal böyle olunca o köyden akan, kendisi sayesinde beslediği nehri unutmuş, nehri unutunca baraj da yok olmuş onun için. Kendi elleriyle çizdiği bir baraj yokmuş artık onun için. Avare avare dolaşmış, 3 yıl yetecek parasını har vurup harman savurmuş, köylüler arasında adı mecnuna çıkmış. Köylüler de artık iş buyurmaz olunca kim olduğunu unutmuş. Köyü terk edip ormanın derinliklerinde bir kulübe yapmış. Çatısı akıtıyormuş en ufak yağmurda, çaktığı tahtaların arasından en hafif rüzgar geçiyor içeriyi buz kesiyormuş. O kadar berbat bir işçilik çıkarmış ki, çivi çakmasını bilen 5 yaşında çocuk daha iyisini yapabilirmiş.
4. seneye yaklaşıldığında bir gümbürtü duymuş, gök gürlemiş, şimşek çakmış. Yağmur öyle bir yağmaya başlamış ki kulübenin içinde boğularak ölmemek için kulübenin kapısı açık yatmış. Yağmur kesilmiş ertesi gün. Bir gümbürtü daha duymuş yaş tahtalar daha kurumadan. Ama şimşek çakmamış, yağmur yağmamış. Farkında olmadan unuttuğu nehir yatağının üzerine inşa ettiği kulübenin içi yine de su dolmuş. O zaman, bu suyun yağan yağmurun suyu olmadığını anlamış.
Kulübesini yerle bir etmiş hemen, kulübenin yanında duran paslanmış el arabasına yüklemiş tahtaları, yol boyunca bulduklarını da koymuş arabanın içine. Nehir yatağı boyunca koşmuş el arabasıyla. Ayağı kayıp defalarca düşmüş. Ama bir kere mecnun denildiğinde artık mecnun olurmuşsunuz. Deli gibi koşmaya devam etmiş, düştükçe kalkmış, çamura batan ayakkabılarını çıkarıp çıplak ayak koşmuş. Sadece koşmuş. En sonunda barajı görmüş.
Barajın tepesinden şelale gibi akan suya baka kalmış bir süre. Aşağı düşerken güneşle yıkanan suyun oluşturduğu gök kuşaklarının güzelliğini seyretmiş. Eseri o kadar güzelmiş ki bu haliyle hiç bir şey yapmak istememiş o an. Ama aşağıda da bir başka eseri duruyormuş. Nehir suyunun önüne kurduğu eser, 130 küsür kişinin yaşadığı eserini yerle bir edecek en ufak hareketi bekliyormuş. Koşmaya devam etmiş.
Koşarken önüne çıkan ağaçlardan sıyrılmak için zigzag çizerek koşuyormuş. O sırada aklına gelmiş bir fikir. "Yönünü değiştirsem." Eğimli bir şekilde nehir yatağına ufak tahta bir baraj kurmaya başlamış. arkasına bir tane daha, biri bitince diğeri. Çürümüş, çürümemiş odunları kullanarak kunduz misali barajlar yapmış ard arda. Bir gümbürtü daha duyduğunda 5. set bitmiş, birinciden itibaren uzunluklarını arttırmaya başlamış. Baraja baktığında kocaman çatlağı görmüş. Arkasından gelen gürültüyü duyunca bağırmış, haykırmış. Köylüler gelmiş vaziyeti anlatmış, barajı göstermiş, bunları yaparken bir yandan da setleri yapmaya devam etmiş. Köylüler hal vaziyeti anlar anlamaz yardım etmeye başlamış. Altıncı setin beş uzatmasından üçüncüsünü yaparken barajdan ilk parça düşmüş. O sağanak yağmurlardaki gök gürlemeleri, aslan kükremesinin yanında kedi miyavlaması gibi kalmış.
Gürleyerek gelen su ve suyun taşıdığı barajdan kopan parçalar 1. sete vurmuş ve yönünü değiştirmiş. Köylüler sevinmiş, mecnun setlere devam etmiş. Barajın yapısını bildiği ve kopan parçanın nereden düştüğünü gördüğü için hız kesmeden devam etmiş. 2. parça düştüğünde 7. seti uzatmaya geçmişler. İki gündür deli gibi çalışan mecnun yaptığının geliştirdiği eseri yok etmemesi için çabalamaya devam etmiş. O çabaladıkça köye olan özlemi artmış, o deli gibi çalıştıkça köyü yine sevmeye başlamış. O sevdikçe kara bulutlar toplanmış ve yağmur yağmaya başlamış. Baraj yağmura dayanamayıp tümüyle çökmüş. Su üç şeyi beraberinde götürmüş; mühendis, mimar çakması mecnunu, yaptığı barajı ve köyünü. Ne mecnun kalmış, ne sevdiği köyü, ne de onu korumak için kurduğu baraj.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder